hukukçu bi insan -yani siyasetle fazla ilgili- olmama rağmen şu güne kadar siyasi hiçbirşey yazmadım buraya. yazmayıda düşünmüordum. ama işler değişti. sinir oldum. anlatmalı vede rahatlamalıyım.
ama önce şunu belirtmem gerekiyor ki baro beni ve benim gibi 200 kadar hukuk mezununu zorunlu bir eğitime tabii tutuyor. bu eğitim sürecinde bana okulumda gördüğüm dersleri yeniden gösterecekler. saçmalık esasında ama pek de yapılabilecek bişi yok. işte bu derslerin yanında bir konferanslar dizisi var. izlemek zorundayım. bunlardan ilkide bugündü. baro başkanı adı bizi karşısına konuştu. 45 dakika boyunca konuştu…
tatmin olamadım. dünyanın ikinci büyük barosunun başkanı sadece kendisine dayatılan, kendisine doğru olduğu dayatılan şeylere körü körüne inanıp da at gözlükleriyle bunu savunmamalı, çocuk çocuk laflar etmemeliydi. ama etti. gülüp geçemedim. orada ayağa kalkıp sen ne diyosun be adam diyemedim. dokundu biraz.
siyasi olarak kendimi tanımlamam gerekirse;
izmirliyim. izmirin siyasi ideolojik yapısı bellidir. bilirsiniz. ailemde bu görüştedir. dedelerimden biri bir ilçede chp ilçe başkanlığı yapmıştır zamanında. sanırım daha fazla açıklamaya gerek yok kökenimi. vede geçen nüfus müdürlüğünden 1905 nüfus sayımı kayıtlarını aldığımda gördüm ki her iki taraftanda -hem anne hem baba- 7 göbek izmirliyiz. daha ilerisine ise maalesef gidemedim.
ama gelin görün ki ben iki seçimdir oyumu akp’ye veriore. evet. hiç çekinmeden de her yerde söylerim. o iki insandan biri de benim. ama siz beni yakından tanımadığınızdan bu izmirlilik muhabbetini yapma gereği duydum. en azından önyargılarınızı kırmak için.
herşey üniversitede başladı benim için o zamana kadar bende tipik izmirli siyasi görüşüne sahiptim. sonra gözlerim açıldı. bir site vardı… o sitede yazılanları okudukça bana ilkokuldan beri dayatılan şeyleri bir kenara bıraktım. yanlış anlamamalısınız bence. din ile uzaktan yakından bir alakam yoktur o siteninde yoktu. cemaatlerle en ufak bağım yoktur o siteninde yoktu. ben alkolümü alır kordonda çimlerine uzanır bir insanım sitede bu tarz bir siteydi sadece. neyse… sanki bu ülkenin vatandaşı değilmiş gibi olaylara baktım. şimdi düşünüyorum da üniversitenin bana kazandırdığı en iyi şey bu. siyasi bir görüş. omurgalı oturaklı. neyin ne olduğunun farkında olarak birşeyleri kendim seçtim. işte bu.
yoksa ilkokuldan beri bize övülen, övülerek putlaştırılan, putlaştırırlıp eleştirilmeye kapatılan şeyleri kendi içimde aşamamış bunları doğru zanneden bir insan olacaktım… tıpkı o saçma sapan baro başkanı gibi.
işte birgün farkettim ki… okullarda bişiler dayatılıyor bize. sonra farkettim ki aslında bu çok normal. çünkü bu irandada böyle. ama almanyadada bu böyle. yani siz iranda bir çocuğa sorduğunuzda hümeyni onun için kahraman yönetim biçimi ise o çocuk için muhteşem olacaktır. işte bu bizdede böyleydi.
sonra akp vardı. şeriatçı parti. heryere tanıdıklarını getiriyordu. baro başkanıda böyle diyordu hatta. iyi de kim nereye tanıdığını getirmiyordu ki? zaten ben olsam hatta sevgili okuyucu sen olsan, iktidar yolunda sana yardımcı olanları nasıl olurda kayırmazsın? hı? nasıl öyle bir vefasızlık yapabilirsin.
ama öncesinde tarihi bir temel vardı. evet!
aslında öğretildiği gibi değildi hiçbirşey. bu ülkeyi halk ordular kurup, çılgınlarcasına savaşarak kurtarmamıştı. bize öyle öğretilmişti ama… o bize öğretilendi aslında. tekalifi milliye diye bir kanunla başlıyordu herşey. sonra takriri sükun vardı. sonrası iyilik güzellik. cumhuriyeti gazi ve arkadaşları kurmuştu aslında ama bize siz kurdunuz diye satılıyordu işte. tıpkı özalın “benim güzel vatandaşım bunları yapan kiiim? bu barajları kim yaptı? kiiim? tabii ki sen benim güzel vatandaşım” dediği gibi.
işte bu cumhuriyeti kuran tayfa bence iki fraksiyondu. evet. iki akım vardı. monarşik yönetimin ardından bunun izlerini taşıyanlar vede at gözlüklerini atmış demokratik bir yönetimi benimseyenler.-hoş monarşi kalmamıştı pek. bildiğin bugünkü ingiltere gibi bişeydi artık osmanlı, seçimler yapılıyordu…meclis vardı. padişahlık sembolikti. özellikle 1909 değişikliklerinden sonra. hatta çalıkuşundaki genç öğretmen feride osmanlı zamanında yaşıyordu. evet! bayan bir öğretmen. osmanlı zamanında…- bu iki akımın başatları ismet inönü ve fevzi çakmaktır. gaziyi değerlendirmeyeceğim. çünkü eminimki siz bunu sorgulamadınız. ve henüz hazır değilsiniz.
inönü monarşik izleri taşıyordu. çakmak ise demokrat bir yönetim anlayışını benimsemişti.
şimdi diyeceksiniz ki nereden biliyorsun. bilmem araştırdım biraz. birazda düşününce bulmak zor değil.
gazi zamanında başbakanlıktan azledildi inönü. ölümünden sonra ise onun yerine geçti. 8 yıl boyunca ülkeyi tek başına yönetti. evet böyle oldu.
peki neden okullarda inönünün azledilişi sorgulatılmaz? mesela inönüyle gazinin arasının neden bozulduğunu biraz araştırınca ortaya çıkan asıl mesele hatay sorunundan ziyade inönünün seçilmişlerin üzerinde atanmışlardan kurulmuş bir meclis kurmak istemesi ve böylece yanlış kararlar alınmasını engellme fikriydi. -henüz 1936-37 yıllarındayız- o zaman başaramayan ve azledilen inönü 1960′da senatoyu kurdurmuş ve bunu başarmıştı. neyse azledilen inönünün yerine gelen isim kimdi? celal bayardı.
celal bayar. gazi zamanının iktisat bakanı. daha sonra başbakanı. demokrat partinin kurucularından. bilmiyorum ne ifade ediyor size.
neyse. sonra gazi öldü. yerine geçebilecek iki isim vardı… çakmak vs. inönü. peki gazi onsuz kurtuluş mücadelesine girişmem dediği çakmakı mı isterdi kendi yerine yoksa azlettiği inönüyü mü? cevap vermeye gerek dahi görmüyorum. zaten halkda mareşali daha çok istiyordu. çünkü biliorumki kahvehanelerde bir gazinin bir de çakmakın resmi olurdu ege kasabalarında. inönünün değil.
çakmak dışlandı gazinin ölümüyle… peki çakmak sonra neredeydi? nerede devam etti siyasi hayatına? demokrat partide. tıpkı celal bayar gibi. adnan mendersede chp aydın il başkanıydı. tarım bakanı yapıcaktı atatürk onu. evet!
ama gazinin istediği olmadı ölümünden sonra… yerine inönü geçti. istemediği inönü. 1938-46 yılları arasında tek başına yönetimi elinde tuttu. kendine şef dedi. paralara kendi resmini bastırdı. halkı kurmaylarıyla beraber hor gördü. dağdaki çobanı küçümseyen zihniyeti yarattı. halk plajlara indiği için vatandaşlar rahatsız olmaya başladı. ortaya mütegallibeler çıkartıldı… ve noktayı recep peker koyuyordu sonra… “çok partili hayata geçmekte aceleci davrandık, halk yeterince eğitilmemişti”
işte eğitimsiz halk tuttmuş gazinin istediği kişilerden oluşan yönetimi seçmiş inönüyü istememişti. cahil halk.
neyse ki eğitimli kişiler halkın yardımına bir 15 yıl sonra koşacak ve de seçilmiş iktidarın başını idam edicekti. evet. bir ordu kalkacak ve bir başbakanı idam edicekti… neden peki? neden?
çünkü onların silahı vardı. ve onlar silah sahibi olduklarından herşeyin en doğrusunu bilirlerdi… Ama birkez olsun düşünmediler ki bu ordu siyasetten uzak durmalıydı. zira osmanlının en büyük sorunu buydu. Peki siz hiç düşündünüz mü? Mesela neden bir çocukluk arkadaşımız yoksa biz neden sonradan bir subayla kanka olamıore? hı? eden ordu evleri var? neden askeri lojmanlar ayrı?
cevabı ortadadır. Osmanlının son zamanları herseyi acıklar. evet. subaylar o kadar halkla iç içeydi ki bir takım subay alman ajanlarıya bilardo oynarken bir takım subaylar ingilizlerle ava çıkabiliyordu. ve cumhuriyeti kuranlar anladılar ki ordu halktan kargaşadan ve özellikle siyasetten uzak durmalıydı. ve herşey öyle tasarlandı. ama olmadı. çünkü inönü halkı eğitmeliydi ve orduyu hunharca kullandı. yanılıyor muyum?
neyse. sonra idamlar geldi işte. idamlar. bir ordu bağlı bulunduğu kurumu alaşağı etmiş, halkın seçtiği adamları asmıştı.
böylesine bir geçmişten sonra artık bu ülkenin düzgün bir gelişimi olabilir mi sizce? bence n’olamaz. n’olamadıda zaten. bir yandan chp, bir yandan demokrat partinin devamı niteliğindeki akımlar süregeldi günümüze. ve günümüzdede kavga halne bu idamların kavgasıdır. günümüzdede kavga ciddi anlamda demokrasinin, halk egemenliğinin kavgasıdır.
bu böyle. kim ne derse desin. baro başkanı boş boş konuşsun. dinciler desin. evet desin. yandaşlarını sağa sola atıyor desin. hepsini o kadar mantıklı açıklamaları varki gözümde. yolsuzlukmuş.. özelleştirmeymiş.. kıbırsımış.. güneydoğuymuş… yesinler.