polizei.

bugün haciz için polis temin etmenin gerekliliği konulu başyapıtımı yazmadan evvel, gaziosmanpaşa tapu sicil müdürlüğünden çıkarken, ufak çocuğunun elinden tutmuş, neşeli bir biçimde milli eğitim müdürlüğüne doğru giden o kadını gördüm, bundan bahsetmek istiyorum. isim vermekten imtina edeceğim fakat; bir borçlumuzun eşi. geçen evlerine hacze gittim oradan biliyorum. gaziosmanpaşada iki göz bir apartman dairesinde hayatı yudumluyorlar.

bazen kendimi tayfun talipoğlu gibi hissediyorum. bam teli ekibi gibi birşeyim ben.

hikayelerine gelince; kendilerinin bundan 3 yıl evvel ortaköyde bir kafeleri varmış. vallahi bak. sonra bunun yanına bir de tezgah açmışlar. boncuk işi yapmaya başlamışlar. sonrada işler tıkırında gitmemiş. borç harç derken elde avuçta ne varsa bitivermiş. evlerine daha evvel çok haciz gelmiş. tabii bunları bugün milli eğitime doğru koşar adım ilerleyen kadından öğreniyorum. konuşmamızın sonlarına doğru; hafiften gözleri dolmuş “ya bunlarıda götürceksiniz -evdeki buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesini kastederek- tamam götüründe karşılamıycak ki borcu” diyor. haklı da. aylardır orda burda milletle uğraşıyorum. beni bu kadın kadar üzen olmadı açıkcası. gözleri dolu ama bir o kadar neşeli, üzgün ama bir o kadar yıkılmadım ayaktayım, napalım geldi başımıza yapılcak bişi yok modunda. ekliyor sonra “bunlarıda zar zor komşuların desteğiyle toplamıştık ama siz bilirsiniz” işte o gün ben nasıl üzlüyorum bilemzesiniz… hiçbirşey yapmadım çıktım evlerinden zaten evdeki eşyalarda o kadar eski ki.. bir tek ufaklığın bilgisayarı var evde lüks denebilecek, o da zaten yeterince eski… hem bakınca o bilgisayara ben ufakken bizim eve gelen haciz geliyor aklıma… hiç bi borçlu o kadar samimi gelmemişti daha bana.

bugün başına gelen herşeye rağmen neşeli, yüzü gülerek, çocuğuna birşeyler anlatarak milli eğitime doğru koşuyordu ya, o enerjiyi bulmuştu ya kendinde, ya nasıl mutlu oldum inanamazsınız. bişiylerin peşinde umudunu yitirmemişti belliydi. nasıl sevindim. keşke dedim durumları düzelse. yapabilcek bişiyim olsa. yanlarına gittim. konuştuk biraz. o gün eşyaları almadığım için teşekkür etti. mutlu oldum. ufaklım milli eğitimin yaptığı sınavda derece yapmış, plaket alıcaklarmış filan filan…

annem canlandı gözümde. ufaklıkta kendimi gördüm. günüm bir mutlu geçti. burtaya bile yazdım ulen. ahah. aslında ne kadar boş bir olay. alt tarafı borçlu yahu. ama annemi canlandırdı dedim ya gözümde, misafirliğe giderken, orda çocuklarla internet kafeye gitmiceksin param yok -ciddi ciddi yok- diye tembihleyen annemi. hafif gözlerim bile doldu. üniversiteyi kazandığım gün valideyle pederin neden caktırmadan gizli gizli ağladıklarını bugün daha iyi anladım. bu kadın sayesinde. o da ağlıyacaktı cünkü ilerde=)

neyse.

sonrası hacize devam sevgili okur. ama bugün karakol bastım uleyn. ilk etapta şunu söylemeliyim ki istanbul garip bir yer. hiçbir karakolda polis yok. yeminlen. ne zaman lazım olsalar arazi oluyorlar çözemedim arkadaş. işte bugün lazım oldular. hacize gideceğim, gaziosmanpaşada ismi çok da lazım olmayan tehlikeli bir mahalle. borçlular bir pislik bir pislik ki sormayın. işte polis lazım bana. beni korumalı.

icra memuruyla gidiyoruz karakola. görev yazısını veriyorum amire… cevap fiks… polis yok.

prw: nasıl yok?

polizei: basbayağı.

prw: iyide nası gidicez biz oraya.

polizei: e gitmiceksiniz.

prw: sana mı sorucaz kardeşim gidip gitmiyeceğimizi ikinci geliyoruz buraya. gitmemiz lazım.

polizei: valla sonra gelin.

prw: iyide amirim burası karakol değil mi? biz karakoldan başka nerde polis bulcaz? hem benim başıma bişi gelirse nolcak? kim sorumlu olcak?

polizei: e diyorum ya gitmeyin diye!

prw: haa öle diosun yani? iyi o zaman görev kağıdını reddet altına yaz almıyorum diye.

polizei: ben reddetmem komiser gelsin o reddetsin.

prw: nerde komiser

polizei: dışarıda.

prw: ne zaman gelicek peki?

polizei: bilemiyorum. akşama gelir heralde.

prw: dalgamı geçiyosun?

polizei: aman efendim ne alakası var.

prw: tamam o zaman ben icra memuruna tutanak tutturucam gider savcıya anlatırsın derdini sonra.

polizei: benim karakolumda tutunak tutamazsınız.

prw: yapma ya? neden? haha. tutarız. bu adamda devletin memuru. verdiği görevi yerine getirmiyosun mis gibi görevi suistimal.

polizei: hadi tutun da görelim.

prw: napıcan? içeri mi alıcan bizi? söyle bakalım sen sicil numeronu? sende yaz memur bey, “polis temini için x karakoluna gelindi. nokta nokta sicil numaralı amir y hazır. geliş sebebi anlatılarak kendisinden iik 81 gereği polis istendi. karakolun içerisinde 6 adet polis memuru ve dışarıda üç adet ekip otosu bulunduğu halde keyfi olarak polis vermeyeceğini beyan etti. kendisine icra iflas kanunu madde 81 gereği verilen görev kağıdını almaktan imtina etti.” tamam at bakalım imzanı?

polizei: atmıyorum.

prw: tamam abi yaz sen polis memuru imzadan imtina etti.

evet sevgili okur sonrada o rüzgarla polis molis alamadan haciz mahaline gittim. neyseki borçlular evde değildi. evde olsalardı, ya bize bişi olucaktı kanaatimce, yada borçlulara. bilemiyorum. tutanağıda vermedim savcıya. öylede vicdanlıyım. çünkü hakkaten polis yokmuş icra memuru doğru söylüyolar olsa korkar verirdi dedi. evet. bir günün daha sonuna geldik. lanet olsun. ahah.

presidentrwanda hakkında

hahayt. ben amerikadayken...
This entry was posted in Genel. Bookmark the permalink.

One Response to polizei.

  1. jack says:

    vay aynasızlara kafa tutmuşsun. helal.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s