üzülüore

duygusal davranıyorum. evet. ve bizim peder bana her zaman der ki; “prw.. iş konusunda duygusal davranma hiç bi zaman. biz ne zaman duygusal davransak sırtımızdan vurulduk.”

ben de her zaman bu tiradın müsbet etkisini arkama alır; “evet” derim. “evet, kesinlikle duygusal davranmayacağım.” yeminlen. ama gel gör ki öyle olmuyor pek. duygusal davranıyorsun istemeden. kişiliğin böyle çünkü. onun önüne geçemiyorsun. böyle yetiştirip böyle şekil vermiş valideylen peder. 

herşey istanbulun ünlü bürolarından birinde çalışan bir arkadasşımın bana “bizim büroya stajer arıorlar” demesiyle başladı. evet. ama bir dakika… aslında öyle başlamadı. bi dakka ya. buraya bağlandı ama herşey bundan önceki gece başladı. her zamanki gibi saatim gelince uyudum o gece de. ama o gece farklı olarak, rüyamda f.’yi öldürdüm ben. katil oldum. çünkü o beni bir kez daha aldattı rüyamda. bende aldım bi sopa sırtından içeriye soktum. nasıl oldu demeyin… ucu sivriydi. sonra bütün geceyi korku içinde yatağın içerisine saklanarak geçirdim. neden saklandım peki? olayın rüya olduğunu kavrayamadığımdan “hah şimdi kapı çalcak, hah polisler gelcek, ondan sonra da ağır cezada yargılancam. naptım ben lan neden öldürdüm hı?” diye sayıkladım çünkü tüm gece. şapşallık. başka bişi değil.

aradan 4 gün geçti halen üzülüore sevgili okur. bu rüyanın üzerine. değerinin anlaşılamaması zor bir durum. hazmedemiyor insan kolaycanak. oldu bittiye getiremiyor. sonuç olarak bir kedim bile yok! anlıyor musunuz?

sonra uyandım. katil olmadığımın farkına varıp giyinmeye başladım. üstümden bir ton yük kalkmıştı. neyse ki artık yargılanmıyordum. polisler filan gelmeyecekerdi.

giyinmeye başladım dedim ya..ardından adliyeye geçtim. madem ağır ceza bana gelmiyordu ben ona gitmeliydim. ama aksi gibi adliyede en güzel günlerimin en melun adamlarından ikincisini gördüm. kanlı bıçaklı düşmanımdır. aldatılışımın ertesi gününde beni evsiz bırakmış, aldatan sevgilinin facebooktaki fotolarını ballandıra ballandıra anlatmış olan. selam vermeye yeltendiyse de  daha bir sinirlenerek kafamı çevirdim, yürümeye devam ettim haliyle. bundan sonra hayatımın en kötü gününe adeta geri dönmüş vaziyette adliye koridorlarında şuursuzca dolaşmaya başladım. önüme gelene bağırıp çağırdım adliyede. eğlenceliydi esasında. o agresiflikle ne  müdürler ne katipler azarladım. bilemezsiniz.

ardından telefonum çaldı.

arayan işte o büyük büroda çalışan arkadasım p. idi. “prw. hemen atla gel seninle görüşmek istiolar” dedi. gitmedim. aradan bir saat daha geçti yine aradı bizimkisi;

“prw ben senin yerine herşeyi konuşup pazarlık bile yaptım simdi aldığının iki katını vericekler sana” dedi. peki ben ne yaptım? gitmedim sevgili okur.. gitmedim. ben böyle saçmasapan bir insanım işte. saçmasapan..

neden gitmedin mal mısın?

işte ilk başta dediğim gibi herşey duygusallığımdan kaynaklanıyor. aradan geçen bir saatte rüyamda elimi kana bulamış olmanın verdiği vicdan azabı vede can düşmanımı adliyede öldürememenin vermiş olduğu ezikliğide karşıma alarak düşündüm. bana işi bu adamlar öğretmişti. herşeyi ama herşeyi. rüşvet vermesinden tut da dosyadaki kağıtları sıralamaya kadar. üstümde emekleri vardı. “iyi hadi işi öğrendim ben gidiorum canlar” diyemezdim. yapamazdım.

bununda dışında, çok büyük iş yükleri vardı… evet. ben buradan gidersem toparlayamazlar öyle hemencecik. işi bilen yeni bir adamın büroyu kavraması nereden baksan 2 ay. hem gelicek adamın nasıl olucağının iki gün durup gitmiceğinin bi garantisi yok. ben bu kötülüğü onlara yapamam.

onunda dışında. huzurluyum burda. bir abi kardeş havamız var.

şimdi.

tüm bu düşüncelerimi karşıma alıp düşününce ortaya şu çıkıyor…

AKILLANMAMIŞIM sevgili okur. HALA İNSANLARA ÇOK ama çok  GÜVENİYORUM. evsiz kalıp aldatıldığım gün de böyleydim şimdide böyleyim. çok dersler çıkardım kendime ama teoriyle pratik tutmuyor. demek ki ben akıllanmamışım. yani f. böyle yapmaz dedim hep. yaptıktan sonra bile rüya bu dedim. yapmış olamaz. ama yapmıştı. bense o kadar çok güvenmiştim ki ona inanamadım bile. arasıra düşünüyorum hala inanasım gelmiyor hiçbirşeye. ev arkadaşım ünideki tek dostum da beni satmazdı. ne de olsa kardeş gibiyik…

şimdi asıl sorun geliore…

lan bu işyerinin beni birgün satmayacağının garantisini ben nereden buldum da  iş teklifini reddettim?

sonuç olarak üzülüore sevgili okur. insan hem bu kadar mal olup hemde bunun bu kadar farkında olabilir mi yahu? üzülüore.. zira bu gidişle zengin olamıore…  evet. olamıyore. olamıyore. olamıyore.

presidentrwanda hakkında

hahayt. ben amerikadayken...
This entry was posted in Genel. Bookmark the permalink.

One Response to üzülüore

  1. jack says:

    ben olsam ben de aynı boku yerdim :(

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s