başarılı bir avukat olabilmenin ilk şartı insalığınızı kaybetmekten geçiyor. yeminlen. aradan geçen 8 ayda ben bunu farkettim. ve ek olarak bugün farkettim ki bende bu yolda emin adımlarla ilerliyorum. hatta bu yolda kattettiğim gelişim takdire şayan. üstelik insalara anlatıyor ve ilginç muhabbetlere vesile oluyorum. evet. stand up gibi bişi.
bu girizgah bölümünü es geçer isek; bugün yine hacizdeydim sevgili okur. evet, artık bu haciz olayları benim için garip bir hal aldı. lan diyelim ki bakırköyden metrobüse biniyorum, söğütlüçeşmeye varana kadar, “aa ben buraya hacze gittim”, “aa ben surayada gitmiştim” şeklinde işaret parmağım bir orada bir burada… neredeyse sadece E-5 kenarında 30 adrese hacze gitmişim.
neyse dağıtmadan konuyu… hacizdeyim bugün. bayrampaşadayım. o bayrampaşa ki sanayi mahallelerine işçi temini için varedilmiş bir yer. orası ki öyle pislik, öyle darmadağın, öyle kasvetli…
peki anladık bayrampaşadasın. kurban kim?
kurbanımızın adı A.T. kendisi 5.000 tl’lik bir senedin altına imzasını atmış atabilmiş bir insan. kendisinden bu alacağın tahsili için daha evvel 2 kere hacze gidilmiş. bana verilen talimat; “prw bugün bunu çözüp geliyorsun” sanırım buraya kadar herhangi bir problem yok. hımm bi de şu var ki icra masrafıydı faizdi alacak 9.000 TL civarında artık.
yenidoğan mah. sert sok. no.46′ya geliyoruz. mekan bir pimapenci dükkanı. ama güzel gösterişli. bundan sonrasını haciz tutanağından nakledeyim madem; -böylelikle bir haciz tutanağı nasıl olur hep beraber görelim-
“talimatta belirtilen adrese gelindi. borçlu yok. borçlunun kardeşi M.T. hazır. geliş sebebi anlatıldı.anladım dedi. bu esnada borçlunun kardeşi M.T. söz alarak borçlu abim olur kendisiyle 2 yıl kadar evvel beraber çalışırdık artık burada çalışmaz, mallarda bana aittir dedi. alacaklı vekili stj.av.prw yetki belgesini sunup söz alarak 6 ay önce bu adreste borçlu hazır şekilde haciz işlemi yapılmış olup ayrıca ödeme emride bu adreste bizzat tebliğ edilmiştir varolan istihkak iddiasını kabul etmiyorum haciz işlemine başlansın dedi. istihkak iddiasının çözümü esas icra dairesine ait olmak üzere haciz işlemine başlandı.”
eveeeet. şu noktadan sonra bizim borçlunun kardeşi M.T dellendi sevgili okurlarım. bağırmaya çağırmaya başladı. orası abisinin değildi arkadaş. hem sözkonusu senet hatır senediydi. hatır senediydi ulan. -yani o sıra öyle olmadığını düşünüyordum- bu sırada prw; ” abicim olabilir de ben maaşlı çalışan adamım insiyatifim yok bağırıp çağırma boşuna bana bırak derlerse canıma minnet”… ben bunları söylerken icra memuru içiden; “kaçmalıyım kaçmalıyım kaçmalıyım” demektedir. velhasıl memur aradan geçen iki-üç dakikada içinden gelen sesi dinleyerek kaçtı. evet. cidden. çıktı gitti. bağırıp çağıran bir borçlunun kardeşi ile başbaşasınız artık. çok eğlenceli lan.
dellenen borçlunun kardeşi o esnada alacaklıya -yani müvekkili- telefon açar mı? açar.
neyse. müvekkille borçlunun kardeşi konuşuyorlar. bende dinliyorum zira telefon hoparlör modunda açık. bizim müvekkille borçlu bağrışmaya başladılar iyi mi? aradan geçen 30 saniyede bizim müvekkil “evet senet hatır senediyse hatır senedi ama eşşek gibi ödiceksin” demesin mi? desin. adam telefonu yere fırlatmasın mı? fırlatsın. o dakikadan sonra bende dışarı çıkıp beklemeye başladım sevgili okur. taaa ki polis gelene kadar.
polis ve nakliyenin gelişinin ardından; patrona telefon açtım… “patron” dedim. “böyle böyle” dedim. patronda “iyi o zaman orayı bırak sen 47 numarada borçlunun eviymiş orayı boşalt” dedi. bende “canıma minnet tamam” dedim. demez olaydım.
borçlunun kardeşine “tamam dükkanı bırakıyoruz ama 47 numarada abinin evi varmış orayı boşaltıcaz” dedim… demez olaydım.
bunların 75 yaşındaki babası 3 ay önce kalp ameliyatı olmuş sevgili okur. bunu öğrendim. ama inanmadım. malum avukatım ve avukatlar şüpheci olur. inanmam ulan. anneleri 70 yaşındaymış onunda kalbi varmış. ve bu yaşlı amca ve teyzemiz borçluyla beraber oturmaktalarmış. ve bizi görürlerse herşey olabilirmiş. lan diyorum polis burda. nakliye burda. korkak icra memuruda burda. buraya gelirkende işi bitir talimatı almışım. ama ya bu gerçekten doğru söylüyorsa? o zaman nolucak? bende naaptım? tabii ki müvekkili aradım.
“cengiz abi böyle böyle diyor borçlunun kardeşi? ne diyosun?”
“valla prw doğru söylüyor. bende biliyorum kalp ameliyatı oldu babası. girersen kalp krizi filan olabilir.”
“e napiyim abi o zaman?”
“valla ben bilmem”
“bırakıyım abi madem”
“olmaz” -hönk-
evet sevgili okur. kafayı yemem an meselesiydi yani aşağı tükürsen meselesi.. ki; -yani adamın ölmesine sebep olmakta pek iç açıcı bi durum değil. vicdan azabından ölürüm lan.- bırakıp gitsem mi diye düşündüm.iş bulmak sorun değildi. yani baronun sitesine vereceğim bir ilan neticesinde 15 dakika içerisinde iş bulabilirdim. ama yüzüstü bırakma olayına gelemem ben. yani tamam müvekkile bende kızdım ama sonuçta sevdiğim ve iyi bir insan olduğunu düşündüğüm bir patronum var. yeminlen.
işte o an… birden kafamın üzerinde bir ampul yandı. gördüm. hissettim. ”ahanda” dedim. “buldum” dedim. “çözüm üretmem gerekiyordu. ve ürettim” dedim kendi kendime.
flasback yapıyoruz şimdi… “bundan 3 ay öncesine dönüyoruz. hukuk fakiltesi dönem ikincisi olan yegane arkadaşım E. izmirden buralara yani istanbullara sevgilisi doktor B. nin yanına gelmiş. bende akşam onlarda misafirim. yemek yiyoruz ki B. hakkında konuşmaya başladık. B. ki tusu kazanamamış o yüzdende atanmış bir doktor. peki nereye atanmış? gebzeye. peki ne iş yaparmış? ambulans doktoru.” evet. birden aklıma o akşam geldi. flashbacke devam… “ya prw neler çekiyorum bi bilsen… ücretsiz ya bu ambulanslar. yaşlı kadınlar tansiyon ölçtürmek için bile bizi çağırıoylar. sinir ediolar adamı.” hmmmmm. işte bu yararlı bilgiyi hafızamızın tozlu raflarından çıkartıp flashbacki burada bitiriyoruz sevgili okur.
flashbacki kafamda bitirip haciz mahalline dönüyorum aynı keşmekeş devam ederken; cep telefonum elimde 112′yi arıyorum. evet. yapıyorum bunu. gelsinler. yani sonuçta karşımda “eve girerseniz annem babam ölür bende sizi öldürürüm” diye bağıran bir borçlunun kardeşi, hemen akabinde “ya gitsek olmaz mı?” diyen icra memuru. ve nedense mafya avukatı olduğumu düşünen üç adet polis memuru var. en nihayetinde adamın babası kalp krizi geçirirse yerinde müdahale ederiz fena mı olur? hem diyelim öyle bişi oldu borçlunun kardeşi bana saldırdı… o zamanda hemen müdahale ederler. ölmem belki? hımmm bir de kamyonlarıyla hamallar bekliyor kapının önünde. girecekler içeriye. onlar neyin ne olduğunu bilmiyorlar. zaten umurlarındada değil.
“iyigünler. kalp krizi vakası varda burda. ambulans istiyorum. tamam veriyorum adresi…”
telefonla görüşmemin ardından icra memuru şaşkın, polisler şokta, borçlunun kardeşi ise ağladı ağlayacak. ve ben uslu duruyor muyum? hayır. borçluya dönüyor vede; “abi kusura bakma ben bu parayı almak zorundayım”
15 dakika sonunda ambulans da geliyor nitekim. gidiyorum doktora durumu izah ediyorum. hümanist yaklaşımımdan dolayı tebrik ediyor beni. “keşke” diyor, “keşke tüm avukatlar sizin gibi olsa böyle borçluyu düşünseler” diyor. haklısınız diyorum. haklı çünkü:)
borçlunun kardeşinin bağırış çağırışları esnasında zili çalıyorum bu esnada kendisi duvara iki adet tekme sallıyor. polisler de boş dururlar mı? yok. onlarda yakalıyıp adamı binanın dışına çıkartıyorlar. esasında iyide yapıyorlar. görevimizi yapıyoruz kardeşim en nihayetinde. hıh.
kapının önünde bir adet avukat bir adet icra memuru bir adet doktor iki adet hamal bir adet de polis var. diğer iki polis borçlunun kardeşini zaptetmekle meşguller. kapıyı yaşlı bir teyze açıyor. anlatıyoruz durumu filan. doktor hemen müdahale ediyor. ilk leveli başarıyla geçiyor ve kalp ameliyatı geçiren, bölüm sonu canavarı borçlunun babasının yanına gidiyoruz. ona da anlatıyorum durumu o esnada doktor tansiyonunu ölçüyor amcamın. ilginç bir an. anılarıma anı katıyorum.
tam hamallar malları yüklenirken borçlu çıkageliyor. elinde 5.000 TL. “al” diyor. “al abi al da git.”
peki ben vicdansız, ben insafsız…5.000 TL’ye razımıyım? hyr. “abi kusura bakma ama dosya masraflarıyla beraber 9.000 TL. gidemem” diyorum. adam “tamam” diyor “yarın hepsini ödeyeceğim. allah sizin belanızı versin.”
eyw. diyor vede çıkıyorum. doktor ambulansına binip gidiyor. polisi bir şekilde gönderiyoruz. ama o şekilden bahsedip başımı belaya sokmak niyetinde değilim. icra memuruyla biniyor dolmuşa gidiyoruz. ilginç bir gün.
bedduanın hasını alıyorum. iflah olmam lan ben. ama sonuç olarak bu avukatlar var ya. çok ibne lan bunlar. allah belalarını versin.
mafya avukatı mısın lan doğruyu söyle.
hatır senedi ne ya?
“ulan madem hatırdı senedi imzaladığın adamın sende o kadar hatırı vardı da niye ödemedin borcunu” demezler mi?
Senet bu lahana yaprağı değil.
Madem asıl borçlunun alacaklının nezdinde kredisi,hatırı yok
bir denyo çıkar derse ki “ben senet veririm senin yerine”
bunun manası” senin olmayan hatırın kredin yerine benimkini kullan”demektir.
ödemeye sıkmıyorsa .
Senedi Vermeyecek,başını belaya sokmayacak,başkalarının dolandırılmasına vesile olmayacak.
“Saçmalıyorum alenen demişsin ya”.
Ne doğru bir tesbit
henüz değil jack:)
eed. alenen sacmalıyorum efendm. iyi gelior.
hey
olmedim. buralardayim. yazini da okudum. kendinle celisiyorsun. ozunde oldugun insanla yapmak zorunda oldugun is birbiriyle savas halinde. ne kadar cok benim gibi. uzuldum. kendime mi sana mi bilmiyorum.