ülkemizdeki en büyük problem fesatlık olsa da ikinci en büyük problemin fazıl say ilen ferdi tayfur arasındaki ince çizgide yattığına inanıyorum. evet orada yatıyor.
sinir oluyorum abi. fazıl saya sinir oluyorum. sadece bi müzik aletini çalma konusunda yeteneği oluğu için bi insanın ahkam kesmeye, kendini aydın olarak nitelendirmeye kalkmasından rahatsız oluyorum. sırf bi müzik aletini çaldığı ve yaptığı müzik toplumun bi kısmı tarafından çağdaş?! olarak nitelendirildiği için kendini işte ne biliyim aydın oalrak görmek akıllıca değil. ve zaten arkadas akıllı bi arkadas olmadığından ülkeyi filan terketmeye kalkıyor.
aynısını ferdi tayfur yapsa kıçıyla gülecek elalem. halbuki ferdi tayfur bence daha yetenekli. ama yaptığı müzik doğunun bir eseri olduğundan maalesef ferdi tayfur ilerici olamaz. bu yüzdende siyasi konularda kaale alınmaz. abi böyle bi mantık mı var ya? cidden?
toplumun aydın algısı çok sıkıntılı.
misal bu tiyatrocuların olayı. bunlarda beni deli ediyor. tiyatrocuyuz demek ki aydınız.
abi bi dakka ya? siz nerden aydın oldunuz? sizin sadecde bişiyleri taklit etmek gibi bi yeteneğiniz var. bunu yapıyorsunuz. eee aydınlığınız nerden? yok hacı cok sıkıntı var.
misal müjdat gezen. ya bu istanbul barosuna konferans vermeye geldi bu ya. ya olacak iş mi? bu adam istanbul barosuna neden konferans vermeye geliyor. müjdat gezen kim? kim ya bu?
tamam herkes siyaset konuşabilir ve bir düşünceye iyi kötü sahip olabilir. ama ben iyi rol yapıyorum diye -ki müjdat gezen için bu tartışılır bnce- istanbul barosuna gidip ahkam kesmemeliyim. bu hakkı kendimde göremeliyim. aslında burada sorun kesinlikle istanbul barosunda. neden çağırıyorsunuz?
ya bu oturaksız düşüncelerin sahibi. müjdat gezen denen adam geldi. bi güzel saydırdı saydırdı gitti. harf oyunlu cin espriler yaptı. alkış tufanı kopardılar filan. toplu bi fotoğraf cektirdiler sonra. iyi de abi. yani. sen kimsin ya? o kadar hukuk fakültesi mezunu adamın arasında gelip siyasi konularda ahkam kesiceksin? deli oluyorum abi. aydın algısında ciddi bi sorun var.
tiyatrodan devam edersek…
hayatımda bi kez izmirde kurulmuş bi tiyatronun ekibiyle oturup içmişliğim var. muhabbet ederken renk vermesemde tiksindim yemin ediyorum. yani ben o kitleyle jiletçi müslümcüler arasında en ufak bi fark gördüysem nah şurdan kalkmak nasip olmasın yani.
van’da doğmuş büyümüş es kaza ege üniversitesinde su ürünleri fakültesini kazanmış bir tiyatrocu… -şimdi prwcim. marksizmle materyalizmin kesiştiği noktada militarizmi ele alırsak… bla bla bla. işte o yüzden bu düzen yıkılmalı. (ve bu siyasi terimleri her tekrarladığında serçe parmağının ucundan bileğine kadar olan elinin kenar kısmını masanın köşesine 45 derecelik açıyla vurdu adam.)
bu sistem içerisinde üniversite okumayı gereksiz görerek liseyi dahi bitirmeyen genç bir tiyatrocu bayan… – şimdi prwcim. biz tabiyki popüler dizilerdende teklif alıyoruz. misal bu kavak yelleri dizisindeki mine rolü bana teklif edildi. ancak ben mmmmh. nasıl desem kabul etmedim. çünkü toplumsal yozlaşmayı öven bir dizide oynayamazdım. aynı şekilde arka sokaklarda da oynamamız istendi ama biz polis faşizmini öven bir dizidede oynayamazdık. çünkü biz tiyatrocuyuz.
evet bence dağılalım artık. ben türkiyede şehir tiyatroları filan değil hepsinin komple kapatılmasından yanayım…
böylelikle zamanın pornocusu cıkıp atatürkçülük yapamaz. zamcık diye espriler yapan herifler olmaz ve bi takım kalitesiz adamlar barolara filan gidip konferans veremezler.